Eyüp'ten Öyküler

Ne zaman her iki yanı çınar ağaçları ile bezenmiş Defterdar Caddesi’nden Eyüp Sultan’a doğru yürüsem aklıma Taşlıcalı Yahya Bey’in Şehzade Mustafa Mersiyesi gelir.

Meded meded bu cihânûn yıkıldı bir yanı
Ecel Celâlîleri aldı Mustafâ Han’ı
Tulundı mihr-i cemâli, bozuldı dîvânı
Vebâle koydılar âl ile Âl-i Osmânı. ...
Getürdi arkasını yire Zâl-i devr ü zemân
Vücûdına sitem-i Rüstem ile irdi ziyân. ...
Bunun gibi işi kim gördi kim işitdi aceb
Ki oglına kıya bir server-i Ömer-meşreb. ...
İlâhî cennet-i Firdevs ana durag olsun
Nizâm-ı âlem olan pâdişâh sag olsun.

Sultan Suleyman’ın sekiz oğlunun yaşca ikincisi olan Şehzade Mustafa, babasının Saruhan (Manisa) sancak beyliği esnasında Manisa’da doğmuştur (921/1515). Annesi, Gülbahar Sultan olarak da anılan Sultan Süleyman’ın ilk gözdesi Mahidevran Hatun’dur.

Şehzâde Mustafa, ölümü Türk tarihinde büyük yankı ve üzüntü yaratan az sayıdaki kişilerden biridir. Ölümünün büyük bir yankı ve üzüntüye sebep olmasının temelinde ise dürüst kişiliği ve âdil yönetimiyle beğenisini kazandığı halk, aydın kesim ve yeniçeriler arasında çok seviliyor olması vardı. Kânûnî Sultan Süleymân’ın oğulları arasında yaşça en büyük olan şehzâdenin babasından sonra Osmanlı tahtının en büyük adayı oluşu ve nizâm-ı ‘âlem için babasının isteği ile öldürülmesi de bu yankı ve üzüntüyü artıran nedenlerdendi.

Bu yolda yürürken Şehzade Mustafa’yı neden hatırladım sanki diye düşünebilirsiniz. Bunun sebebi Feshane Caddesi kenarında bütün heybetiyle yükselen Zal Mahmut Paşa Külliyesidir.

Peki Zal Mahmut Paşa Külliyesi ile Şehzade Mustafa’nın ölümünün ne alakası var diyebilirsiniz. Külliyenin banisi Zal Mahmut Paşa bu elim olaydaki en önemli kahramanlardan bir tanesidir.
Sultan Süleyman, Ramazan 960/28 Ağustos 1553’de Nahcivan seferi için İstanbul’dan hareket etmiştir. Karaman sancakbeyi Bayezid’i Rumeli muhafazası için Edirne’ye gönderen, diğer şehzadeleri Selim ve Cihangir’i de yanında götüren Sultan Süleyman 26 Şevval 960/5 Ekim 1553’de Konya Ereğlisi yakınındaki Aktepe/Akhöyük’de ordugahını kurmuştur.

Şehzade Mustafa’yı da İran şahı Tahmasb’ın Erzurum yönünde girişeceği bir saldırıyı önlemek için göndermek istediğinden bahisle ordugaha çağırmıştır. Amasya’dan iyi donatılmış 5.000 kişilik bir kuvvetle hareket eden Şehzade Mustafa, babası ile aynı gün Aktepe mevkiine gelmiş ve otağını babasının otağının yakınına kurdurmuştur. Daha sonraki gün de geleneksel vezir ve devlet erkanı ziyaretlerini kabul etmiştir.
Bütün uyarılara rağmen babası ile görüşmek için otağa gitmeye karar veren Şehzade Mustafa, askerlerin alkışları arasında otağın önüne gelmiş ve kılıcı ile hançerini kendisini karşılayan çavuşa teslim ederek içeri girmiştir. İçeride yedi dilsiz celladın saldırısına uğrayan şehzade, bir süre önlarla mücadele etmiş, ancak sonunda şehzadeyi öldürmede gösterdiği beceriden dolayı sonradan Zal lakabı verilen Mahmud Ağa’nın kemendi ile can vermiştir.